Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Türk edebiyatının usta kalemlerinden biri olan Peyami Safa’nın en fazla beğenilen ve ilgi gören kitabı olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu okurlarına hüzünlü bir hikaye sunan bir otobiyografidir.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitabı öncelikle yalnız ve hasta bir çocuğun ıstırabını, çocukça aşkını, mutlu olmak isteyen bir genç kızın temiz sevgisini anlatmaktadır. Bir gün hasta çocuk yine diz pansumanı olmak için hastaneye gitmişti. Dizindeki sargı bezini çıkardıklarında acıyla irkilip, durumunun ne kadar kötüye gittiğini görmüştü. Çocuk bahçeye çıktı, ağaçlara baktı ve ağaçların sıhhatini bile kıskandı. Sonra eve gitti, evde kimse yoktu. Her zamanki gibi alt katta kimse yoktu. Annesinin rahatsız olabileceğini düşündü.

Az sonra annesi elinde poşetlerle geldi. Çocuğa doktorun diziyle ilgili ne söylediğini sordu. Çocuk annesini üzmemek için doktorun söylediklerinin aksine bir daha muayene olması gerektiğini, ameliyatın ise belli olmadığını söyledi. Yemek yemeye gittiklerinde ikisi de konuşmuyordu. Çocuk sessizliğini bozarak ertesi gün Erenköy’e gideceğini söyledi. Mithat Bey’e dizini göstereceğini olmasa başka operatörlere de göstereceğini söyledi.

Ertesi gün çocuk uzaktan akrabası olan Paşanın evinde kalmaya gitti. Paşa uzaktan akrabası olan bu çocuğu çok seviyordu. Geceleri çocuk, Paşa’ya kitap okuyordu. Paşa’nın bir de kızı vardı adı Nüzhet’ti. Çocuk bu kıza karşı bir şeyler hissediyordu. Paşa çocuğa diziyle ilgili sorular soruyordu. Nüzhet’te ona gelip kendine kitaplar getirmesini söyledi. Paşa ise çocuğa Doktor Ragıp adlı kişiye de görünmesi gerektiğini söyledi. Nüzhet çocuğun yanına gelerek dışarı çağırdı. Bu durum Paşa’nın hoşuna gitmeyeceği için çocuk buna aldırış etmedi. Nüzhet babasının uykuya daldığını ve artık konuşmaları gerektiğini söyledi.

Dışarı çıktıklarında Nüzhet, çocuğa Doktor Ragıp’ın kendisini istediğini söyledi. Bu meselenin artık çok büyüdüğünü herkesin bunu konuştuğunu anlattı. Bunların karşısında çocuk ağzını açmayarak ciddi bir tavır takındı. Nüzhet ona ”ne ciddi bir adamsın ” diye takılarak cevap verdi. Çocuk bu konuda konuşmayı istemiyorum diye karşılık verdi. Nüzhet ise doktorla evlenmek istemediğini söyledi. Çocuk bunu duyunca Nüzhet’in ona aşk teminatı verdiğini anladı. Aslında Nüzhet 19 kendisi ise 15 yaşındaydı. Çocuk Nüzhet’e hastalığını pek anlatmıyordu. Gece yatağa girdiğinde hem hastalığını hem de, Nüzhet’i düşünüyordu.

O gece Nüzhet çocuğun odasına girdi ve onun uyumadığını görünce ona ”neden uyumuyorsun” diye sordu. Çocuk Doktor Ragıp meselesini düşünüyordum, moralim bozuk diye karşılık verince; kız üstüne bile alınmadan havadan sudan konuşmaya başladı. Nüzhet ona git uyu derken avucuyla çocuğun başına dokundu , o an çocuk Nüzhet’i kendine çekip öptü. Nüzhet’te bunun üzerine odayı aniden terketti.

Ertesi gün çocuk yine hastaneye gitti. Doktor ona hastaneyi gezdirirken taze kadavraları gördü ve Hamlet oyunundaki Yorik’i hatırladı. O gün operatör onu muayene etmedi fakat; çocuğun bastonla yürümesi gerektiğini dedi. Eve geldiğinde Nüzhet, Paşa ve karısı hararetli şekilde tartışıyorlardı. Çocuğu görünce, bir şey yokmuş gibi davrandılar. Fakat evin hizmetçisi Nurefşan, Doktor Ragıp konusunda konuştuklarını söyledi. Çocuk bunu Nüzhet’e sorduğunda Nüzhet bunu yalanladı.

Çocuk gün geçtikçe üzülüyordu. Gittiği doktorlar ise bacağını kesilmesini uygun görüyorlardı. Paşa’ya gidip artık köşkten ayrılmak istediğini bahane olarak ise kendi mahallelerindeki pansumancıların daha iyi olduğunu söyledi. Paşa bu teklifi isteksizce kabul etti. Birkaç gün sonra çocuğun annesi köşkte kalmaya gelince çocuk, gidişini erteledi. Akşam yemeğe Ragıp ve annesi geldi. Gerçekten Nüzhet’le Ragıp meselesi ciddiye biniyordu. Ragıp, uzun sarı saçlı ve Slav burnuna sahip bir adamdı. Çocuk bu adamı görmeye dayanamıyordu.

Son gittiği doktor ise 3-5 kez ameliyatla bacağının kurtulacağını söyledi. Bunun için bir kaç ay hastanede kalması gerekti, hasta çocuk dokuzuncu hariciye koğuşunda kalıyordu. Artık çocuğun psikolojisi bozulmuştu, bayılıyor ve Nüzhet’in adını sayıklıyordu. Nüzhet kim? diye sorulunca, bilmiyorum diyordu. Gerçekten hatırlayamıyordu, sinirleri oldukça gerilmişti.

Sonunda ameliyata girdi, bacağı kurtuldu. Ne yazık ki bacağı eskisi gibi değildi. Artık ayağının üstüne basamıyor, pek hareket edemiyordu. Hastaneden çıkışta Nüzhet’in evliliğini duydu. Çok üzüldü, ama artık hayallere dayalı değil, gerçek bir hayat yaşamak isteyerek dışarı çıktı.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

istanbul eskort bayan istanbul escorts istanbul eskort bayanlar adana escort türk porno şirinevler escort antalya escort kayseri escort