Kadın Kavgasını İzleyen Muhtar

Mardin’de bir köy okulunda öğretmenliğe başladım. Okulun tek öğretmeni benim. 4 sınıfı bir arada okutuyorum. Teneffüslerde çocuklarla birlikte dışarıda oyun oynuyoruz. Çocuklar hırsız polis oyunu oynayalım mı dediler? Nasıl bir oyun bu dedim. Önceki öğretmenim oynatırdı. Siz Hırsız olacaksınız bütün öğrenciler de polis. Siz kaçacaksınız bütün öğrenciler sizi kovalayacak. Sizi yakalayan polisi komiser yapacağız sizi yakaladığı için. Bizim çocukken oynadığımız kovalamaç oyununu çocuklara bu şekilde öğretilmiş. Aşırı kilolarımdan kurtulmak, stres atmak ve çocukları mutlu etmek adına her teneffüste bu oyunu oynardık.

Derse girip 4 sınıfı birden okut, okulun evrak işlerini hallet, çıkışta milli eğitime uğrayıp okulun eksik malzemesini tedarik etmeye çalış, teneffüste çocuklarla birlikte oyun oyna. Çok zor ve yorucu bir süreçti. Bazen işim olur çocukları kendi haline bırakıp teneffüste hadi siz kendiniz oynayın derdim. Bu seferde kendi aralarında kavga ederler, o kavgayı ayır, nedenini anla, hatalı olanı tespit edip onunla konuş bir sürü mesele. İşin kötüsü çocukların kavgasına veliler de karışırdı.

Bir gün teneffüste 2 çocuk kavga etmişler. İkisi de birbirine yumruk atmış. İkisi de evleri yakın olduğu için evlerine gitmişler. 10 dakika sonra anneleri geldi. Okulun önünde önce Kürtçe birbirlerine bir şeyler söylediler. Az buçuk Kürtçe bildiğim için kere kelimesi ile başlayan cümlelerin küfür olduğunu bildiğim için kavganın büyüklüğünü tahmin ettim. Önce araya girip ayırmaya çalıştım. Bir kadın uzun tırnakları ile bir pençe attı. Yüzüm kıpkırmızı oldu. Dedim oğlum Emrah aradan çekil yoksa bunlar kavgayı bırakıp seni araya alıp yiyecekler. Koşturarak hemen 2 sokak ileride muhtarın evine gittim. Bunları ayırsa ayırsa muhtar ayırır dedim.

Soluk soluğa kaldığımı gören muhtar balkondan hiç istifini bozmadan hele hoca ne oldu soluk soluğa kalmışsın dedi. Koş muhtar amca okulun önünde 2 tane kadın saç baş birbirlerini yoluyorlar dedim. Muhtar haa başladılar mı dedi. Nasıl yani dedim. Kadının bir tanesinin yüzünde ben var, diğeri ise ince uzun birisi değil mi dedi. Evet dedim tarif ettiğin gibi birileri dedim. Muhtar çocuğunu çağırdı, oğlum 2 sandalye kap, 1 kasede çekirdek kap getir okulun önüne dedi. Çocuk denileni yaptı. Muhtarda elini omzuma atarak kanka gibi beni sakinleştirmeye çalıştı. Muhtar çok rahat davranıyordu. Koşalım birbirlerini öldürecekler acele edelim dedikçe, muhtar o kadınlar ben kendimi bildim bileli kavga eder. Kavga için bir sebep olmasına gerek yok. Canları kavga etmek istediği zaman bir bahane ile okulun önüne gelirler. Önce birkaç defa bakışırlar kendi köpek gibi sonra bir şey bulup kavga ederler. Kavgaları bittiği zaman ayrılıp giderler. Öğlenden sonra da birbirlerine kahve içmeye giderler dedi.

Sandalyeler geldi. Oturduk kadınlar kavga ediyor biz izliyoruz. Ayırsak muhtarım dedim. Dayak yemek istiyorsan gir araya, ama hiç tavsiye etmem, şu kıska olan iyi pence atar, tarumar ederler arada sen dayak yersin, hatta kavgayı bırakıp araya girene saldırırlar, geçen sene buna bizzat şahit oldum dedi. Jandarmayı arayalım gelsin ayırsınlar dedim. Cevizli buraya 10 kilometre uzaklıkta. Gelmezler ki dedi?  Neden gelmesin devletin görevlisi, asayişi sağlamak onların görevi değil mi dedim. 1 Yılda bunlar en az 300 gün kavga ederler. O karakolu kapatıp buraya kurmaları lazım. En az 15-20 defa geldiler bunları ayırdılar, barıştırdılar, öpüştüler, koklaştılar, 1 gün sonra yine kavgaya devam ettiler. Kavga bunların geninde var. Otur seyret keyif almaya bak dedi.

Muhtar keyifle çekirdeğini çıtlatırken, bir yandan da kadınların dövüş tekniği hakkında bilgi veriyor. Şu sıska olan güzel pençe atıyor. Şu benekli olan birazdan başını sıskanın beline dayayıp çelme takıp düşürecek dedi, biraz sonra dediği gibi aynısını yaptı. 20 dakika kadar kavga ettiler. Karakolu aradım bu arada, köyde 2 kadının kavga ettiğini söyledim. Telefona çıkan asker, hocam rahat ol onlar her gün kavga ediyor, siz araya girmeye çalışmayın pençe yersiniz o sıska olandan, kavgayı bırakıp arada seni döverler. Görmezden gelin, dikkat çekmek için yapıyorlar. İlgilenmeyin o zaman kavga kısa sürüyor, ama izleyen olursa kavga 10 dakika değil yarım saat sürüyor. Yani kavganın bitiş zamanını izleyici belirliyor. Akşam üstü de bak gör karşılıklı kahve içerler hiçbir şey olmamış gibi.

Bıçakla, taşla birbirlerine ya zarar verirlerse dedim. Rahat ol hocam onlar yıllardır kavga ediyor, kavgalarını namuslu bir şekilde yaparlar. O dediğiniz şeyi kullanmazlar.

Kavga izlediğimiz için 20 dakika kadar sürdü. 20 dakika boyunca muhtar keyifle izlerken ben içim korka korka izledim. Elimizin kolumuzun bağlı olması ne kötü dedim. Sonra iki kadını 1 gün sonra veli toplantısı adı altında okula getirdim. Aynı anda çağırmadım, olası bir kavga daha çıkar diye. Niye kavga ediyorsunuz dediğim zaman o benim aşiretime küfretti, ben o kadından gıcık alıyorum, o kadını dövmem için bir gerekçem mi olması gerekir, bakışları zaten gel beni döv diyor şeklinde ilginç açıklamalar yaptılar. Kocalarını çağırıp bir de onlarla konuşayım dedim. Eşlerde bir tuhaftı. Hocam aman karışmayın. O gün kavga ettikleri gün bütün enerjilerini boşaltıp bize ileşmiyorlar. Kavga etmedikleri gün evde benimle, çocuklarla, bahçede kümeste tavuklarla, evin kedisi ile kavga ediyorlar.  O kavgayı mutlaka yapmaları lazım dedi. Nasıl 5 vakit namaz var, Cuma günü Cuma namazına gidiyoruz bu da öyle bir şey. Bu onların yaşam biçimi dediler. 6 aylık görev sürecimde 180 günde 120 gün okuldaydım. Bu kadınların en az 30 defa kavgasına şahit oldum. Kavgayı bitirmek adına ne yaptımsa sonuç getirmedi. Bende herkes gibi artık görmezden gelmeye başladım. Kavga ettikleri zaman çocukların dışarı çıkıp izlemesine izin vermedim. Böylece 20 dakikalık kavga süresini 10 dakikaya indirmiş oldum. İzleyen olmayınca kısa sürede kavgayı bitiriyorlardı.  Hayatımda karşılaştığım en ilginç manzara buydu. Bir başka yazı dizisinde görüşmek üzere hoşça kalın.

Makale Yazarı: Emrah Berber

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir