Türk’ün Ateşle İmtihanı

ARKA KAPAK BİLGİSİ
Burada. Türkiye, başşehrinden ve Anadolu daki topraklarından mahrum edilmek istenilmiyordu. İmparatorluk un. İstanbul başşehri olarak kalmasına taraftar olmakla beraber. Akdeniz le Karadeniz aracındaki geçidi tarafsız hale sokmak. Ermenistan. Arabistan. Mezopotamya. Suriye ve Filistin V ayrı ayrı parçalara ayırmak vardı.
Halide Edib Adıvar. çocukluk günlerinden 1918’e kadarki anılarını Mor Salkındı Ev başlığıyla kaleme almıştı. Türk ‘ün Ateşle İmtihanı, bundan sonrasını. 1918’den 1923 sonlarına kadar olan dönemi anlatıyor. Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında yaşananlar, yazarın gözlemleri canlı ve etkileyici bir anlatımla okura sunuluyor.
Türk ün Ateşle İmtihanı. Halide Onbaşı’nın. o günleri yaşayan bir aydının içten anlatımıyla yakin tarihimize ışık tutuyor.

KİTABIN ÖZETİ
Halide Edib Adıvar kara çarşafın içinde parçalara bölünmüş, siyasiler tarafından Avrupa’nın sindirmek için hazırlandığı o kara günleri bir yazar, bir çevirmen ve bir hanımefendi olarak anılarıyla anlatıyor. Yunanlıların idea hayali, diğer ülkelerin bu zayıf ülkeden pasta koparma mücadelelerinde ise unuttukları bir şey vardır: Türk’ün dizginlenemez bağımsızlık tutkusu!

Türk’ün Ateşle İmtihanı uzun zamandır süren savaşların arka planında bir halkın ‘’biz’’ olarak kendi kararlarını verebileceği günlerin ülküsüyle bütün fakirliğe ve açlığa rağmen yeniden dirilişinin izidir. Halide Edip Adıvar bu günleri İstanbul’un himaye fikrini gündeme almasıyla kurulan çeteler, halka inanan Meclis ve pek çok vatanseveri ayrıntılarıyla aktarıyor.

Saman çuvallarının arasında Anadolu’ya kaçırılan silahlarla, yer yer tanınmamak için yere tüküren bir taşralı olarak karşılaştığımız Halide Edib Adıvar. Kendisine yakıştırdığı Onbaşı ünvanını kullansa da Başçavuş’luğa uzanan bu yolculuğu okuyucuyla paylaşıyor. Yakup Kadri, Mustafa Kemal Paşa ve diğer pek çok kişinin anlatıldığı bu serüven akıcılığını ve şaşırtıcılığını son sayfaya kadar koruyor.

Halide Edib Adıvar’ın diğer yazarlardan farkları savaş içerisinde hemcinslerinin yaşantılarını çarpıcı şekilde paylaşabilmesidir. Anılarını paylaştığı bu kitabın türünün bütün özelliklerini samimiyetiyle gösterdiğini hissediyoruz. Tek çocuğunu kaybetmiş analar, yavuklusunu bekleyen çocuk hayali kuran yeni evliler, karnında ki çocuğu işgal altında öldürülen hamileler…

Halide Edib Adıvar gerektiğinde bir anne, gerektiğinde bir yazar, gerektiğinde bir çevirmen olarak güçlü Türkiye’nin hemcinslerinin elinde çizileceğini o günlerden tahmin ediyor.

Halide Edip Adıvar kronolojik olarak hazırladığı bu eserinde İstanbul’un işgal edilmesiyle kongrelerin kurulup halkın ayaklanarak taarruza kadar geçen sürenin tamamında etkili şekilde yer alıyor. Tarihin ve haritaların yeniden çizildiği o günlerde şu sözlerini ölümsüzleştiriyor:

“İnanıyorum ki, tarihin dramatik ve ani değişmeleri, çok zaman, dinamik fertlerin eseridir.” (sy.146) Halide Edib için en güçlü dinamik fert halktır. Yunus Nadi (Cumhuriyet Gazetesi kurmuştur.) ile birlikte halka bu mücadeleyi anlatacak ajanslarından azlığından hem fikirdir. Halide işgal gören bir köyde anısını da şöyle anlatır:

“Bizi Avrope yolladı, dediler.”

“Bana bak kızım, o Avrope denilen adama söyleyin, biz ona fenalık etmedik, biz zavallı köylüleri rahat bıraksın.”(Sy.256)

Bu günler adeta ateşten bir imtihan günleridir. Yakup Kadri yaşadıkları günleri anlatan ‘’Ateşten Gömlek’’ adlı bir eser yazdığını Halide ile paylaştığında ona hiç beklemediği bir cevap verecektir.

Türk’ün Ateşle İmtihanı yıllardır savaşlarla hırpalanmış son yıllarda manda ve himaye anlayışları yüksek sesle söylenen bir ülke için son günlerinde var olma mücadelesinin her aşamasını yaşayan Halide Edib’in silah yüklü arabalarla, savaş zamanı hastanelerle ve yüzü toprağa bulanmış çetin bir kadının yemek bulamazken ölümsüzleştirdiği anılarını okuyoruz. Yeri geldiğinde İngilizce kitap yazabilecek kadar kültürlü gerektiğinde yaylı yatakta uyumayı hayal edebilecek kadar taşralı bir kahraman.

Her şey bir yana yaşadığı günlerin pek çok işkence ve dehşetiyle büyük kahramanları çıkartacağını görmüş ve inanan bir Halide Edip Adıvar. Sonra’dan ziyade son günlerini at sırtında ölüm emirleri istihbaratın elinde yaşanan bir doğuş hikayesi. Döneminde anlatılmamış yönleriyle Cumhuriyet’i kuran hanımefendilerin fedakârlıklarını paylaşıyor.

Halide Edip Adıvar taaruz başladığında Yunanlılar yakarak geri çekilirken Mustafa Kemal Paşa’nın ‘’İlk Hedefimiz Akdeniz’dir!’’(Sy.310) sözlerini duyduğun da tecavüz edilmiş, öldürülmüş, yağmalanmış ve yok sayılmış bu halkın gözlerinden şunların okunduğunu anlatıyordu.

“Türk askerinin gayesi daha çok derin ve manidardır. O gaye milletin yaşamak arzusuydu!”(Sy.310) Okuduğum en etkili Kurtuluş Savaş’ı kitaplarından olan bu kitabı anı olması ve bakış açısında ki zenginlikten dolayı herkese tavsiye ediyorum.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

istanbul eskort bayan istanbul escorts istanbul eskort bayanlar adana escort türk porno şirinevler escort antalya escort kayseri escort