Jeoloji Mühendisi Perinçek’ten Simav-Sındırgı depremleri yorumu: ‘Deprem fırtınasının arkasında magma sokulumu mu var?’

Haber
jeoloji muhendisi perincekten simav sindirgi depremleri yorumu deprem firtinasinin arkasinda magma sokulumu mu var YBDszgXE

Batı Anadolu’da Magma Sokulumu ile Gerçekleşen Depremler İncelemeye Alındı

Batı Anadolu son zamanlarda hızla artan depremlerle dikkat çekiyor. Özellikle Simav ve Sındırgı bölgelerinde görülen on binlerce sarsıntı, bilim insanlarını farklı hipotezler geliştirmeye sevk etti.

Radyo Sputnik‘te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına konuk olan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Doğan Perinçek, Simav ve Sındırgı’daki deprem aktivitelerini değerlendirirken şu önemli bilgileri paylaştı:

‘Simav ve Sındırgı Depremleri Magma Sokulumu Kaynaklı Olabilir’

“Sındırgı’da son zamanlarda 11 binden fazla şiddetli deprem yaşandı. Bu yoğun deprem aktivitesi, sadece fay hareketlerinin sonucu olmayabilir. Başka bir jeolojik sürecin işaretçisi olabilir. Özellikle 10 Ağustos’tan bu yana yaşanan depremler, olağandışı bir jeolojik anlam taşıyor. Simav’ın Kuzeyinde, Maden köyü yakınlarında 23 Nisan’da yaşanan deprem fırtınası da benzer şekilde kayda değerdi. 4.8 büyüklüğündeki ana şokun ardından binlerce artçı sarsıntı yaşandı. Bu artçı depremlerin dağılımı incelendiğinde, tipik olarak fay kaynaklı depremlerin tek bir hat boyunca oluştukları görülür. Ancak Simav’ın kuzeyindeki 23 Nisan depreminin ardından meydana gelen artçı depremler, daire şeklinde bir alanda yoğunlaşmıştır. Bu durum, dairesel bir alanda meydana gelen depremlerin magma sokulumu ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Bu tür dairesel depremler, genellikle magma sokulumu ile bağlantılı olarak ortaya çıkar. Aşağıdan yükselen magma, yer kabuğunda kırılmalar meydana getirir ve bu da depremlere yol açar.”

‘Büyük Çaplı Depremler Magma Sokulumundan Kaynaklanmıyor’

“10 Ağustos’ta bu kez Sındırgı’nın Güneyinde, ana fay hattının dışında, Simav ile Sındırgı arasında uzanan, potansiyel olarak büyük depremlere neden olabilecek bir başka fay hattımız mevcut. Buna Simav fayı adı verilir. Ancak depremler, bu fay hattı boyunca değil, Sındırgı’nın Güneyinde yine dairesel bir alanda toplanmaktadır. Yani Simav’ın kuzeyinde gözlemlediğimiz durumun benzerini artık güneyde de görmeye başladık. Dünya genelindeki örneklerden de anlaşıldığı üzere, bu durumun magma sokulumu ile ilişkili olduğuna dair güçlü belirtiler mevcut. Dolayısıyla Simav’ın kuzeyi ve Sındırgı’nın güneyindeki depremler, muhtemelen magma sokulumu ile bağlantılıdır. Bu tür magma sokulumu kaynaklı depremler genellikle büyük çaplı depremlere yol açmazlar. 7 büyüklüğünü aşan depremlere rastlamıyoruz ancak 6.1, 5.5 gibi önemli sarsıntılara neden olabilirler. Geçtiğimiz günlerde Simav’ın kuzeyinde yeni bir aktivite yaşandı. 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi ve bu depremin artçıları 400’ü aştı. Özellikle 3 büyüklüğün üzerindeki depremler, dairesel bir alanda yoğunlaşmaktadır. Bölgedeki mevcut fay hatları tetiklenebilir ancak %80-85’i magma sokulumu ile ilişkilidir. Bu tür magma sokulumu bölgelerinde 6.1 büyüklüğünden büyük depremler beklenmez. Ancak tetikleme olasılığı mevcuttur ve bu durum Simav fayı, Gelenbe fayı üzerinde gerçekleşebilir. Balıkesir’e doğru uzanan fay hatlarında tetiklenme riski bulunmaktadır.”

‘Çanakkale Hala En Riskli Bölge’

“Çanakkale, en riskli bölgelerin başında gelmektedir; özellikle Gemlik, Bandırma, Biga-Çan-Bayramiç hattı dikkat çekmektedir. Batı Marmara, Marmara adası ile Tekirdağ arasındaki bölge ikinci sırada gelmektedir. Üçüncü sırada Balıkesir çevresi yer almaktadır. Dördüncü sırayı ise Isparta, Burdur yakınlarındaki belirli bir bölge almaktadır.”

‘Deprem Riskine Karşı Yapılan Çalışmalar Yetersiz’

“Bazı adımlar atılmakla birlikte, yapılan çalışmalar yetersizdir. Geçmişte bu konuya yeterince önem verilmemiş ve kendimizi dar bir zaman dilimine sıkıştırmışız. Şu anda başlatılan çalışmalar yeterli değil. Düzenli yapı denetimleri ve güçlendirme çalışmalarına daha fazla odaklanılmalıdır.”

‘Türkiye’de Müteahhitlik Daha Kontrolsüz’

“Türkiye’de müteahhitlik çok kolay veriliyor. Eğer idareciler gerekli önlemleri almazsa, vatandaşlarımıza önemli görevler düşmektedir. Herhangi bir müteahhitin çalışmalarını incelemeden bina satın alınmamalı veya kiralamamalıdır. Jeoloji, jeofizik ve inşaat konularında uzman olmayan kişilerle çalışmamalıdır. Müteahhitlerin, en az bir uzmanlık alanında bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Eğer bu kurallara dikkat edersek, teknik açıdan daha donanımlı müteahhitlerin inşa ettiği binalar daha güvenli olacaktır. Devletin de bu yapıları düzenli olarak denetlemesi gerekmektedir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll top