Seni Oyuncaklara Boğarım

Özür dilerim çocuğum, seni en güzel günlerinde yalnız bıraktım. Gün 24 saat 12 saatini iş dünyasında 8 saatini Uyku ile geçirdim. Kalan 4 saatlik dilimde yemek yedim, televizyon başında, akıllı telefonlarda geçirdim. Senin en büyük ihtiyacın olan arkadaş ihtiyacını hep göz ardı ettim. Sana bir oda dolusu oyuncak aldım. Hepsini senin önüne serdim. İstedim ki sen bu oyuncaklarla oyalan. Bizi meşgul etme ki bizde rahat rahat akıllı telefonlara, televizyonlara takılalım.

Sana bir oda dolusu oyuncak aldım da bu oyuncaklarla nasıl oynanacağını göstermedim. Biz çok şanslıydık. Sabahın erken saatlerinde sokağa atar, sabahtan akşama kadar sokakta gezer, tozar oynar ve stresimizi enerjimizi atardık. Şimdi sana bakıyorum da üzülüyorum çocuğum. Apartmanların arasında çocukluğun sıkışmış kalmış. Oyun arkadaşın yok. Oyuncaklarla nasıl oynanacağını bilmiyorsun. Her şey önüne bir prens gibi dökülmüş. Oyuncağın kırılmş, bozulmuş önemli değil. At gitsin baban yine yenisini alır nasıl olsa. Bunun için üzülmeye değer mi? Oyuncağın bozulduysa tamir için uğraşma, başında saatlerce bozulduğu için ağlamak

Senin hiçbir kabahatin yok çocuğum. Suçun büyüğü bizdedir. Oyuncaklarla nasıl oynanacağını sana anlatmadık. Biz çok çile çektik sen çekme, hiçbir şeyden mahrum kalma diyerek önüne her şeyi serdik. Serdik de şunu düşünmedik. Seni böyle her şeye hazır alıştırdık, sana bol bol verdik, zorluk göstermedik. Şimdi oturmuş senin doyumsuz olmandan, malın kıymetini bilmemenden şikayet edip duruyoruz. Bu durumun mimarı sanki biz değilmişiz gibi davranıyoruz.

Sana 20 tane oyuncak almak yerine 2 tane oyuncak alıp, bu oyuncaklarla nasıl oynanacağını sana anlatsak daha iyi değil miydi? Yalnız olduğun bir dönemde kendimizi akıllı telefonlara hapsetmek yerine oturup seninle oynasak ne kaybederdik. Bize gülerler diye mi çekindik. Hani hep benim çocukluğumda yoktu böyle şeyler, bize alamadılar diyorduk ya, işte her şeye sahibiz, Çocuğumuzla otursak oyuncağı ile oynasak, içimizdeki çocuğu canlandırsak, çocuğumuzla oynasak daha güzel olmaz mıydı?

Gün boyu çocuğunu göremeyen anne ve babalar iş çıkışında oyuncakçı dükkanına giderek oyuncak almaları aslında bir vicdan rahatlatma işidir. Çocuğa şu mesajı iletmektir. Gün boyu seninle ilgilenemedim. Bu oyuncağı da seninle ilgilenemedim diye mutlu olman için alıyorum. Sen oyuncaklarla oyna, bizden uzak dur. Demektir.

Çocuklarınıza bir oda dolusu oyuncak almayın. Bir oyuncağı bozulmadan ikincisini almayın. Çocuğunuza verdikçe doyumsuz olacaktır. Hazır sundukça tembelleşecektir. Çocuklarınızla akşam hoş vakit geçirin. Onlarla oyun oynayıp sevinçlerine, heyecanlarına ortak olun. Unutmayın çocukla aranızdaki bağ oyunla güçlenir. Oyun oynadıkça çocuklar size daha sıkı bağlanır, sizi arkadaş gibi görür, içini de dışını da size döker.

Birçok anne ve baba çocuğunun ruhunda kopan fırtınaları bilmez. Çocuklar bu fırtınalardan kurtulmak için tehlikeli yollara girişir. Çocuklarınızı kaybetmeden onun yanında yer alın. Çocuklukları geçtiği zaman onunla ilgilenmediğinizi hatırladığı zaman, yaşlandığınızda sizi huzur evinin kapısına getirip koyduğu zaman evlatlarım bana bakmadı yakarmasını yapmayın. Unutmayın ne verirseniz onu alırsınız. Bu yüzden çocuklarınıza sevgi verin, Onlarla zaman geçirip en iyi oyun arkadaşı olma fırsatını kaçırmayın.

Makale Yazarı: Emrah Berber

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

avcılar escort bakırköy escort sirinevler escort türk porno beşiktaş escort şişli escort maltepe escort istanbul escort diyarbakır escort halkalı escort  diyarbakır escort uşak escort bursa escort diyarbakirescort.com bursa eskort