Sinekli Bakkal

ARKA KAPAK BİLGİSİ:
Adıvar’ın bugüne kadar defalarca basılmış, milyonlarca okur tarafından okunmuş ve güncelliğini hiç yitirmemiş romanı Sinekli Bakkal, Türk romanı içerisinde özel bir yere sahip. “Roman,” dendiğinde aklımıza gelen ilk kitaplardan biri olan bu yapıtı Selim İleri’nin yazdığı son söz eşliğinde sunuyoruz.

Defalarca basılmış, kuşaklardan kuşaklara ulaşabilmiş Sinekli Bakkal, II. Abdülhamid dönemini bir geçmiş zaman dekoru önünde yansıtarak, eskiden yeniye devralınması gereken kültür, sanat ve töre değerleri üzerinde durur. Bir anlamda, yazar ve eseri, tarihi süreklilik arayışı içerisindedirler.

ROMANIN ÖZETİ
Sinekli Bakkal İstanbul’da bir mahalledir. Roman bu mahallede geçtiği için biraz üstünde durmak istedim. Mahallemiz eski İstanbul’da evlerin genelde ahşap olduğu, çocukların sokaklarında oynadığı şirin bir mahalledir. Bu mahallenin hacı İlhami Efendi adlı bir imamı vardır. İmam devamlı cennet cehennem kavramlarından bahseder. Verdiği vaazlarıyla halk içinde cehennemin hayalini vurgulamaktadır. İmamın karısı ölmüş, kendisine emine adlı kız çocuğunu miras bırakmıştır. Zaman su gibi akıp giderken emine Tevfik diye biriyle evlenir. Tevfik orta oyunu oynatan, bazen de kadın kılığına giren bir karakterdir. Bu evliliğe Hacı İlhami Efendi çok üzülür. Emine ve Tevfik bakkal dükkânı açarlar. Ama Tevfik tüm vurdumduymazlığına devam eder. Dolayısıyla dükkânı emine yürütmüştür. Bir gün emine uyurken tevfikan arkadaşları bakkala gelir. Sohbet ederlerken Tevfik karısını dükkândaki taklidini yapmaya başlar. Uyanarak bunu gören emine çok kızar ve şikâyetçi olur. Tevfik Gelibolu’ya sürülür. Olaylar gelişirken emine terfikten hamiledir.

Emine babasının evine özlem duyar ve babasının yanına gider. Çocuğunu babasının yanındayken doğurur ve adını Rabia koyar. Rabia dedesinin yanında yetiştiği için dinî duyguları bütün bir kızdır. Sesinin güzelliğini ilk önce dedesi fark eder. Kur’an okurken sesinin tonunu ayarlaması ve yerli yerine oturtması onu bir anda gündeme getirir ve mevlitler de Kur’an okumaya gider. Mevlitlerin birinde Rabia’yı gören selim paşanın karısı Sabiha Hanım onu çok beğenir ve köşke çağırır. Köşkte selim paşaya görünen rabiz onu da büyüler. Selim paşa onun musiki dersleri almasına karar verir. Hacı ilhamının efendinin de gönlü alındıktan sonra Rabia köşkte kalmaya başlar. Vehbi efendiden dersler alır. Köşkte Hilmi ve kanarya adında iki kişi daha yaşamaktadır. Hilmi Bey Selim Paşa’nın oğlu kanarya ise Çerkez kızıdır. Hilmi Bey’in galip şevket ve Peregrini adına üç arkadaşı vardır. Arkadaşların hepsi Avrupai görüşlü insanlardır. Bu yüzden selim paşa ile oğlunun arası açıktır. Peregrini Avrupa’dan göçmüş eski bir rahip, şimdi ise dinsiz birisidir. Rabia’nın sesini O’da beğenir.

Zaman ilerlerken Tevfik sürgünden döner. Babasını gören Rabia onunla yaşamaya karar verir. Tevfik bir bakkal açar. Başına da Rabia geçer. Padişah ile genç Türkler akımının elektriklendiği günlerde Tevfik padişaha göre ölüsü bir telgrafla yakalanır. Kime ait olduğunu söylemez. Tevfik bu sefer şama sürülür. Babasının sürülmesiyle Rabia selim paşaya küser ve bir daha köşke uğramaz. Rabia’nın küstüğünü anlayan selim paşa çok üzülür. Bu sırada emine ölür ama Rabia buna fazla üzülmez. Çünkü annesinin ona küçükken çok acılar çektirdiğini düşünür. Rabia dükkânı amcası rakım ile yürütmektedir.

Peregrini Rabia’yı sevdiğini fark eder. Zaten Rabia da ona karşı bir şeyler hissetmektedir. Ancak Müslüman bir kız ile gayrimüslim birisinin evlenmesi uygun değildir. Ama Peregrini Müslüman olmaya karar vermesiyle problem çözüme ulaşır. Bunun için Vehbi dedeye başvurur. Müslüman olunca Peregrini adını değiştirir. Yeni adı Osman’dır. Artık evlenmeleri için hiçbir engel kalmamıştır. Osman bir miras işi için Avrupa’ya gitmek zorunda kalır. Döndüğünde Rabia’nın hamile olduğunu öğrenir. Bu sırada selim paşa çektiği vicdan azabı yüzünden istifa eder. Rabia’nın hamileliği sorunlu geçer. Sık sık hastalanmaktadır. Çocuğun sezaryen ile alınması gerekir. Ancak ölüm tehlikesi vardır. Bu yüzden bütün mahalleli endişe içine düşer. Bu olaylar olurken meşrutiyet ilan edilmiştir. Sürgünde olanlarda evlerine dönmektedir. Tevfik şamdan İstanbul’a gemiyle gelmektedir. Onu karşılamaya Osman ve rakım gider. Tevfik Rabia’yı, sorunca Osman ona torununu süslediğini söyler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir