Üç ülke, tek lider profili

Salgının bilançosu Hindistan, Brezilya ve Türkiye’de giderek ağırlaşıyor. Popülist söylem, ekonomik krize karşı tutum ve artan baskı politikaları üç ülkenin ortak yönünü oluşturuyor. Üç ülkede de bu yanlış politikalar daha fazla ölüm ve yıkıma neden oluyor.

Üç ülke, tek lider profili

Mehmet Emin KURNAZ

Tüm dünyada etkisini sürdüren koronavirüs salgını otoriter yönetimler için fırsata dönüştü. Salgını ciddiye almayan, tercihini sermayeden yana kullanan, kürsüye her çıktığında başarılarından bahseden liderlerin popülist söylemleri milyonlar için yıkım getirdi. Pandemiyle mücadele gerekçesi pek çok ülkede hukukun askıya alındığı, toplumsal muhalefetin susturulduğu bir OHAL dönemi yarattı. Ekonomik destek alamayan, aşıya ulaşamayan yüz milyonlarca insan kaderine terk edildi.

Salgın bilançosunda ilk sıraları paylaşan Türkiye, Hindistan ve Brezilya arasında çarpıcı benzerlikler yer alıyor. Brezilya Devlet Başkan Jair Bolsonaro ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi salgının gerçekte olmadığını düşünüyor ya da hurafelerle engellenebileceğini ima ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise her fırsatta ülkenin salgınla mücadelede başarısıyla(!) övünüyor. Popülist söylem, ekonomik krize karşı alınan tutum ve baskı politikaları üç ülkenin ortak yönlerini oluşturuyor. Bu politikalarla günlük vaka sayıları rekor üstüne rekor kırarken hastaneler dolup taşıyor, tablo giderek ağırlaşıyor.

POPÜLİST SÖYLEM ORTAKLIĞI

Hindistan’da salgını hafife alan Modi hükümeti, insanları virüsü korkutmak için mum yakmaya ve tencere vurmaya çağırdı. Modi’nin geçtiğimiz yıl 25 Mart’ta “18 günde destan yazacaklarını” söylemesinin üzerinden geçen bir yılı aşkın sürede Hindistan felakete sürüklendi. Günlük neredeyse dört yüz bine yaklaşan vaka sayısı ve ortalama 3 bin 500 kişinin ölümü korkunç tabloyu ortaya koyuyor. Zenginler ülkeyi terk ederken, yoksullular hastane kapılarında yakınlarının tedavi görmesi için yetkililere yalvarıyor.

Koronavirüs kaynaklı yaşamını yitirenlerin sayısı 400 bini geçtiği Brezilya, Latin Amerika’daki en yüksek toplam ölü sayısına sahip ülke. Son haftalarda, dünya çapında bildirilen ölümlerinin yaklaşık dörtte biri de bu ülkede gerçekleşti. Koroanvirüse inanmadığını, aşınınsa insanları timsaha dönüştürebileceğini söyleyen aşırı sağcı Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ilk günden bu yana salgının ciddiyetini küçümsüyor. Pandemi yasaklarına karşı eylemlerde aktif rol alıyor. Bolsonaro’nun salgınına yaklaşımı hakkında Ulusal Kongre bünyesinde soruşturma bile başlatıldı.

Saray yönetimi ise salgının başında yurtdışındaki vatandaşları özel uçakla ülkeye getirmekle, pek çok ülkeye sağlık yardım malzemesi göndermekle övündü. Ancak kısa bir süre sonra beş maskeyi dağıtamadığı görülen hükümet bugün de yaygın aşılamayı gerçekleştiremiyor. Hastanelerde boş yatak arayan yurttaşlar sosyal medyadan sesini duyurmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin lebaleb kongreleriyle övünüyor. Mega projeler anlatırken bir gazetecinin “Tam kapanma döneminde İstanbul’da mısınız?” sorusuna “Şu anda kesin kararımı vermedim. En kötü ihtimalle Türkiye’deyim” yanıtını verebiliyor. Kalabalık cenaze törenleri, Cuma namazları derken ülkede ortalama 40 binlerde gezen vaka sayısı nüfusa oranla rekor kırıyor.

SERMAYEDEN YANA TERCİH

Salgına karşı üç ülke de halkın taleplerine kulak tıkıyor, kamu kaynaklarını sermayeden yana kullanıyor. Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro, geçim sıkıntısını anlatan yurttaşlarına “Sızlanmayı kesin” yanıtını verdi. Hindistan’da da milyonlar hükümetin politikalarına karşı sokakları doldurdu. İçiler ve çiftçiler hayatı durdurdu. “Krizi fırsata çevireceğiz” iddiasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise eve ekmek götüremediğini söyleyen yurttaşa “Abartıyorsun” dedi. Bu sırada ülkedeki garanti ödemeler devam etti, büyük sermayedarların vergi borcu silindi. Üç ülkede de halka ya hiç destek sunulmadı ya da komik rakamlar ortaya çıktı.

HUKUK ASKIYA ALINIYOR

Pandeminin üç ülkedeki bir diğer yansıması hukukun askıya alınması oldu. Brezilya’da milyonlarca kişi, Bolsonaro’yu salgınının yayılmasına karşı gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle balkonlarda protesto etti. Bolsonaro ise darbe çağrısı yapanların katıldığı eylemde boy gösterdi. Karantina ilan eden eyalet valilerini ve belediye başkanlarını hainlikle suçladı. Ülke çapında bir kısıtlamayı reddetti. Hindistan’da da hayatı durduran çiftçilere sert müdahale edildi. Tazyikli su ve biber gazı kullanan polis çiftçilerin başkente girmesine izin vermeyeceği bildirildi. Metrolar kapatılırken sınırlara droneler yerleştirildi. Saray yönetimi ise ülkeyi kararnameler, genelgelerle yönetiyor. Halka yasak olan ne varsa kendilerine mübah görüldü. Boğaziçi eylemleri, 1 Mayıs kutlamaları, parti binalarına asılan İstanbul Sözleşmesi ile “128 milyar dolar nerede?” pankartları da pandemi bahanesiyle söküldü. Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günler ve tam kapanma boyunca alkolü içki satışı yasaklandı. Keyfiyet bir yönetim biçimine dönüştü.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir